İlk bütçemi bir kağıt peçetenin arkasına yazdığımı hatırlıyorum. Ay sonunda hesabımda kalan para ile yazdıklarım arasında tam 1.400 lira fark vardı ve o farkın nereye gittiğini hiç bulamadım. O günden bu yana onlarca kez deneyip yanıldım; şimdi anlatacaklarım kitaplardan çok, o yanılmaların özeti.
Aylık bütçe planlama işini karmaşık bir muhasebe işi gibi düşünmeyin. Temelde tek bir soruya cevap veriyorsunuz: Bu ay elime geçecek paranın her bir lirası nereye gidecek? Cevabı ay başında verirseniz siz karar vermiş olursunuz, ay sonunda verirseniz harcamalarınız sizin adınıza karar vermiş olur.
Gerçek gelirinizi yazın, tahmini değil. Elinize net olarak geçen tutarı temel alın. Ben yıllarca brüt maaşımı esas alıp hayal kırıklığına uğradım. Serbest çalışıyorsanız ya da geliriniz dalgalıysa, son üç ayın en düşük ayını baz alın. Fazlası gelirse bu bir bonus olur, eksiği gelirse plan çökmez. Yan gelirlerinizi de ayrı bir satır olarak ekleyin ama düzenli hale gelene kadar üzerine sabit gider bindirmeyin.
Son iki ayın harcamalarını dökün. Bu adımı atlamak istediğinizi biliyorum, ben de atladım ve iki ay boyunca gerçekle ilgisi olmayan bir tabloya baktım. Banka ekstrelerinizi ve kart hareketlerinizi açın, kalemleri kategorilere ayırın. Gider kategorileri ve sınıflandırma konusunu ayrıca çalışmaya değer; çünkü "market" ile "dışarıda yemek" aynı kutuya girdiğinde bütçe hiçbir şey anlatmaz. Nakit harcamalarınız fazlaysa bir hafta boyunca cep telefonunuzun notlar uygulamasına yazın, yeter.
Giderleri sabit, değişken ve keyfi olarak üçe bölün. Kira, aidat, kredi taksiti, okul ücreti sabit; market, ulaşım, faturalar değişken; kafe, kıyafet, abonelikler keyfi. Bu ayrım çok işe yarıyor, çünkü bütçe sıkıştığında hangi kutuya el atacağınızı bilmiş oluyorsunuz. Sabit giderleri kısmak zordur, keyfi giderleri kısmak ise bir akşamlık karardır.
Bir dağıtım oranı seçin. Yeni başlayanlar için 50/30/20 bütçe kuralı iyi bir iskelet: gelirin yarısı ihtiyaçlara, yüzde otuzu isteklere, yüzde yirmisi birikim ve borç kapatmaya. Türkiye'de kira yükü yüzünden bu oranlar çoğu kişide 60/20/20 ya da 65/20/15 şeklinde oluşuyor; sorun değil. Önemli olan üçüncü dilimin sıfır olmaması. Ben bir dönem yüzde 5 ile başladım, altı ayda yüzde 18'e çıkardım.
Birikimi ilk gider satırı yapın. "Ay sonunda kalanı biriktiririm" cümlesi benim en pahalı cümlemdi, çünkü hiç kalmadı. Maaş günü otomatik talimat verin, para siz görmeden ayrılsın. İlk hedef acil durum fonu olsun; en az iki, ideal olarak üç aylık zorunlu giderinizi karşılayacak kadar. O fon oluşmadan yatırım tarafına geçmenizi önermiyorum, çünkü küçük bir aksilikte yatırımı bozmak zorunda kalıyorsunuz.
Borçlara ayrı bir plan yapın. Kredi kartı ve tüketici kredisi varsa, asgari ödemelerin üstüne koyabileceğiniz tutarı bütçede net bir satır olarak gösterin. En yüksek faizli borçtan başlamak matematiksel olarak en kârlısı; ama motivasyona ihtiyacınız varsa en küçük borcu kapatıp o rahatlamayı yaşamak da işe yarıyor.
Yazılı bir yere taşıyın ve haftada bir bakın. Excel, defter ya da bütçe uygulaması; hangisini kullanacağınız sizin alışkanlığınıza bağlı. Ben yıllardır basit bir tablo kullanıyorum, eşim uygulamayla daha rahat. Fark etmez. Fark eden şey, pazar akşamları on beş dakikalık kontrol. Haftalık finansal kontrol alışkanlığı olmadan en güzel bütçe tablosu bile ikinci hafta ölüyor.
Ay sonunda karşılaştırın ve revize edin. Planladığınız ile gerçekleşeni yan yana koyun. Sapma normaldir; ilk üç ay sapmaların büyük olması da normaldir. Amaç sıfır sapma değil, sapmanın nereden geldiğini bilmek. Üçüncü aydan sonra tablo şaşırtıcı biçimde gerçeğe yakınsıyor.
| Kalem | Oran | Not |
|---|---|---|
| Kira ve aidat | %30 | Sabit, pazarlık dışı |
| Market ve ulaşım | %20 | Değişken, en kolay optimize edilen |
| Faturalar ve abonelikler | %10 | Yılda bir gözden geçirin |
| Keyfi harcama | %20 | Sıfırlamayın, sürdürülebilir olsun |
| Birikim ve borç | %20 | İlk ayrılan kalem |